bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul bayan escort şişli escort gaziosmanpaşa escort escort bayan topkapı escort İstanbul escort bayan istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...
Bizi izleyin:


AYDIN AYHAN


Facebookta Paylaş









Balıkesir’de Güvercincilik ve Posta Güvercinleri
Tarih: 29-01-2018 11:02:00 Güncelleme: 29-01-2018 11:04:00


Çocukluğumda, mahallemizde (Oruçgazi Mahallesi) güvercin besleyen bir “Beybaba”mız vardı. Evinin üst katını tamamen güvercinlere ayırmıştı. Bugün de Balıkesir’de her mahallede birkaç evde çatılarda “güvercinlikler” görmemiz mümkün. Ayrıca Balıkesir’de iki “Güvercinciler Kahvesi” güvercin meraklılarının toplandıkları mekânlar.

            Güvercin yetiştirmek, ayrı bir zevk, ayrı bir keyiftir. Özellikle “posta güvercini” yetiştiricileri, bazen iddialı yarışlar yaparlar, çeşitli yerlerden güvercinlerini salarak yuvalarına dönüşlerini izlerler.

            Güvercin yetiştirenler, bu güzel kuşun etrafında saygın bir cemiyet şeklinde birleşmişlerdir. Meselâ Urfa’da, çok iddialı güvercin yetiştiricileri bulunmakta, yetiştirdikleri güvercinleri ile övünmektedirler.

Balıkesir ve kazalarında da birçok seçkin güvercin yetiştiricisi bulunmakta, katıldıkları yarışmalarda ödüller almaktadır. Posta güvercinleri için yapılan hız yarışmalarının yanı sıra, diğer ırk güvercinler için, sergiledikleri güzellik, oyun gibi özellikler yarışma vasıfları arasındadır.

Balıkesir çevresinde “posta güvercinciliği” Edremit Körfezi ve Ayvalık taraflarında hayli gelişmiştir. Eski “Bit Pazarı” içinde güvercin de alınır, satılırdı. Bugün, belki “Bit Pazarı” biraz modernleşti ama eskisi gibi; güvercinciler, kanaryacılar, sakacılar, tavşancılar kalmadılar.

Bugün, şehrin en işlek yeri olan Ali Hikmet Paşa Meydanı’nda ve Salı Pazarı’nda yüzlerce güvercin, meraklıların kendilerine attıkları yemleri yerken halkın ve çocukların sevgi nazarlarını topluyor.

 

Adının önünde “POSTA” ismi kullanılan tek kuş “GÜVERCİN” dir. İlk çağlarda, büyük devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, en önemli ve hızlı haberleşmeyi sağlayan hayvan “POSTA GÜVERCİNLERİ”dir. Her ne kadar güvercinlerin posta hizmetlerinde kullanılmağa başlanmasıyla ilgili farklı tarihler veriliyorsa da, eski Mısır duvar resimlerinde güvercinlerin haberleşme hizmetlerinde kullanıldığı açıkça görülmektedir. Güvercinler, çok eski çağlardan beri ehlileştirilmiş uçucu kuşlardandır.

           

Dünyada Posta Güverinçiliği

Siyasi ve askeri amaçlı olduğu gibi ticari amaçlı da posta güvercinleri kullanılırdı. Özellikle; Cenevizli ve Venedikli denizci tüccarlar Karadeniz ve Akdeniz’de bulunan kolonileri ve ticaret gemileri ile merkezleri arasında posta güvercinlerinden etkin olarak faydalanırlardı.

Orduların sefere çıktıklarında yanlarına pek çok güvercin almaları harp levazımatından sayılırdı. 1813 de İngiliz- Prusya Orduları’nın Napolyon’un Fransız Ordusu’na karşı kazandığı Waterloo Savaşı, İngiltere’ye posta güvercinleri vasıtası ile bildirilmişti.

“Posta güvercinlerinin Avrupa’ya gitmeleri 3.Haçlı Seferi sırasında olmuştur. 1191 yılında Haçlılar’ın Akka’yı Kuşatmaları sırasında kale kumandanı Sultan Selahaddin Eyyubi ile güvercinler vasıtasıyla haberleşirken kuşlardan birisinin Haçlılar’ın eline geçmesiyle bu kuşların onların o zamana kadar bilmedikleri bir haberleşme vasıtası olduğunu anlayarak, bazılarını alıp dönüşlerinde Avrupa’ya götürmüşlerdir. Suriye hükümdarı Nurettin Zengi (1146- 1174) ordusunda haberleşme amacıyla sürekli posta güvercinleri yetiştirtmişti. O tarihten itibaren de güvercinler dünyanın bütün ordularında askeri amaçlarla kullanılır oldular.

Osmanlı Orduları seferlerinde “kuşçular” sepetlerle posta güvercinleri taşırlardı.

 

Türklerde Güvercincilik ve  Posta Güvercinleri

            Güvercinler, askeri açıdan, her bakımdan stratejik kıymet taşıyan hayvanlardı. Yakın zaman öncesine kadar, bütün dünya ordularında olduğu gibi, Türk Ordusu’nda da posta güvercinleri yetiştiren bir bölüm mevcuttu.

            Güvercinler, tarih boyunca haberleşmede kullanıldığı gibi özellikle “güherçile” (saltpeter) denilen gübresi son derece yüksek oranda potasyum nitrat ve amonyum nitrat, yani nitrik asit ihtiva ettiği için barut imalinde kullanılırdı.

            Osmanlı ülkesinin her tarafında “güherçile” elde edilen, “Güvercinlik” adını taşıyan; kasaba, nahiye, köy, kale bulunduğu gibi, sultan hasları arasında da “güvercinlikler” (Kaz dağları Güvercinlik Hassı) bulunuyordu. Anadolu’da bazı limanların bugün bile “Güvercin İskelesi” adını taşımasına şaşmamak gerekir. (Menteşe, Gelibolu, Dikili, Lapseki ve Selanik Güvercinlik İskeleleri)

            Gene birçok “güvercinliklerin yanında, devletin en stratejik, korunması gereken kale ve şehirlerin yakınında ya da ordu merkezlerinde “baruthaneler” de kurulmuştu.( Gelibolu Baruthanesi,[1] Kayseri Güherçile Fabrikası,[2] Hazergrad Güherçile Fabrikası, İstanbul Baruthanesi[3] gibi )

            Devlet bazı bölgelerde baruthanelerin sürekli ihtiyaçlarını karşılamak için bazı şehir ve kasabaların vergilendirilmesinde verginin “güherçile ile ödenmesi” yükümlülüğünü bile getirmişti. Mesela; İstanbul Baruthanesi için Karaman, Bor, Kayseri ve kazaları mukataası mültezimi “güherçile” ile borçlandırılmıştı.[4]

Şah İsmail’in İran Ordusu Karahan kumandasında 1515 de Diyarbakır’ı kuşattığında, halk açlıktan tam teslim olacaklarken bir güvercin “Osmanlı Ordusu’nun yardıma geleceği” haberini getirmiş, şehir teslim olmayarak biraz daha direnmişti.10 Eylül 1515 de Bıyıklı Mehmet Paşa komutasında Osmanlı Ordusu yetişmiş, İranlılar kuşatmayı kaldırıp geri çekilince şehir kurtulmuştu. Hattâ bu kurtuluş günü dört yüz yıl kadar ayni gün Diyarbakır’da güvercin yarışlarıyla kutlanmış, ne yazık ki sonra 1.Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde unutulup gitmişti.[5]

Antik çağda güvercin, şekline girilen kutsal bir hayvan olarak addedilmişti.[6]  İç Asya’da İslam öncesi Türk Dünyası’nda güvercin önemli kutsal hayvanlardandır.[7] Çin Mitolojisi’nde de güvercin değer verilen kutsal hayvanlardandı.[8]

Hazret-i Peygamber’in Hazret’i Ebubekir ile birlikte Medine’den kaçarken müşriklerin elinden kurtulmak için saklandıkları mağaranın önüne bir çift yaban güvercininin gelip yuva kurarak takipçilerin yanılmasını, İslâm Dünyası’nın her tarafında güvercinlerin “mübarek kuş” olarak kabul edilmelerini sağlamıştı. Belki de bu sebepten İslâm Coğrafyası’nın her tarafında “güvercincilik” yüz yıllar boyu tutku halinde gelişmiştir.

Bir devletin en önemli şehri; başşehridir. Devletin dört bir yanından gelen haberlere ihtiyacı olan da devleti yöneten en üstteki kişilerdir. Sultan’dı, vezirlerdi. Bu sebeple devletin en büyük güvercin merkezi İstanbul’daki saraydı. Bütün vilayetlerden her zaman İstanbul’a güvercinler haber taşırlar, İstanbul’dan da acil konularda haber götürürlerdi.

Sarayda, vezirler, paşalar, kumandanlar, tüccarlar, konsolosluklar arasında güvercin yetiştirmek bir moda haline gelmişti.[9] Tabi bu moda posta güvercinleri yanı sıra diğer güvercin ırk ve cinslerini de kapsamaktaydı. Muhtelif saraylarda güvercinlikler bulunurdu.[10] Birçok yerden bu saraylara getirilen güvercinler, buralarda bulunan kuşçular tarafından özel kafeslerde tutulur, bu kuşlar her an geldikleri yere dönmek için hazır tutulurdu.[11]

Ordu merkezlerinde “kuşhaneler” olduğu gibi, Osmanlı Sarayı’nda da “Bahçe-i Hassa”da[12] posta güvercinleri yetiştirilen “Kuşhane-i Hassa”[13] vardı. Bu kuşhanelerde şahin, doğan gibi avcı kuşlara mahsus bölümler olduğu gibi,  özellikle posta güvercinleri[14] “kuşçubaşı”lar nezaretinde devletin son derece güvendiği kişiler tarafından gözlenir, beslenir, hazırlanırdı. Her gün, her saat bu kuşçular ülkenin her yanından salınan onlarca güvercini gözler, onların getirdiği haberleri gerekli yerlere iletirlerdi. Bu güvercinler bir süre dinlendirilerek gene mutat vasıtalarıyla vilayet ve ordu merkezlerindeki posta kuşhanelerine gönderirlerdi. Genellikle ard arda belli aralıklarla ayaklarına takılan halkalarda şifreli ayni haberi taşıyan iki kuş salınır, yolda birinin başına bir şey gelirse diğeri bir şekilde haberi alıcısına ulaştırırdı.

Posta güvercinlerinin uçuş yolunda karşılaştıkları en büyük düşmanları şahin, doğan, atmaca gibi yırtıcı kuşlardı. Haberleşmenin son derece müşkül olduğu zamanlarda ve yerlerde bir haberin iletilmesinin haftalar alacağı göz önüne alınırsa, 1000 km’lik bir mesafeyi 11-12 saatte aşabilen bir posta güvercininin hızına o devirde hiçbir vasıta erişemezdi.[15]

Vilayet merkezlerinden İstanbul’a gönderilecek güvercinler, çifter çifter kafesler konur, adalardan veya deniz aşırı vilayetlerden gönderilenler vapurların özel bölümlerinde[16], karadan gönderilecek olanlar da posta arabalarında, özel kafeslerde, güvenli kimselere teslim edilerek gönderilirdi.[17]

Haberleşme için sürekli güvercin gerektiğinden, Saray Kuşhanesi ve Vilayet Postaneleri her zaman güvercin satın alınırda. Hindistan’dan bile güvercin getirtildiği gibi,[18] güvercinleriyle ünlü Bağdat, Halep[19] gibi vilayetlerden de iyi cins güvercin satın alınırdı. Alınan güvercinler posta güvercini ise üretilir, posta hizmetlerinde bilinen usullerle eğitilirdi.

En tanınmış güvercin meraklılarından birisi olan Sultan 2. Abdülhamit, Yıldız Sarayı bahçesinde bir güvercinlik kurdurmuştu.[20] Gene onun emri ile “güvercincilik” konusunun bilimsel olarak ele alınması için “Selanik Hamidî Ziraat Ameliyet Mektebi”nde bir “güvercin kuluçkahane”si kurulmuştu.[21]

Toptaşı Askeri Rüştiyesi Mektebi Fransızca Muallimi Vecib Efendi’nin yazdığı “Muharebe Zamanlarında Muhaberede Güvercin istihdamı ve Güvercin Terbiyesi” isimli bir kitap.[22] Posta güvercinleri ile ilgili basılan ilk kitaptır.

Posta güvercinleri, özel muhabere aracı olarak da kullanılıyordu. Hatta her yıl Ağustos ayında Üsküdar’da bir “Güvercin Panayırı” açılır, burada ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen çok çeşitli cinslerde güvercinler alınır, satılırdı.

Bazen, kuşlar arasında çokça görülen bulaşıcı bir hastalık yayılır, bin özenle yetiştirilen, evlat gibi sevilen güvercinler telef olurdu. Böyle bir salgın sırasında ülkedeki kuşçular çaresiz kalınca, Sultan Abdülhamid, güvercinlerin tedavisi konusunda bilgi ve eğitim vermesi için 1884 de Fransa’dan “Mösyö Jumbar”ı getirtmişti.[23]

İlk çağlardan beri devletlerarasındaki münasebetlerde hükümdarlar birbirlerine yolladıkları elçilerle o hükümdara son derece kıymetli mücevherat hediyeler yolladıkları gibi, kıymetli atlar, aslan, kaplan, pars gibi vahşi hayvanlar, evcil geyikler, av için ehlileştirilmiş kartal, şahin, doğan gibi kuşların yanı sıra mutlaka posta güvercinleri de hediye ederlerdi. Özellikle posta güvercinleri hükümdarlar arasında direk iletişimi sağladıkları için son derece önemliydi.

 Haberlerin doğrudan ve çabuk teatisi ile çok kere harpleri önlemekte, hükümdarlar arasında dostluğu pekiştirmekte olduğundan belki de “güvercinler” onun için “barış sembolü” sayılmıştı. Efsaneye göre; Hazreti Nuh’un Gemisi’ne kara yakın anlamına gelen bir güvercinin gagasında bir zeytin dalı ile gelmesi ne dereceye kadar barış sembolü sayılır, bilmiyorum.

Osmanlı ordusu için de posta güvercinleri vazgeçilmez muhabere vasıtasıydı. Düşmanın kuşatması altındaki kalelerden uçurulan kuşlarla ordu merkezlerine “imdat” çağrıları yapılır, onların yolladığı karşı haberlere göre düşmana karşı direnilirdi.

Yeniçeri Ocağı’nın 1826 da ortadan kaldırılmasıyla birlikte bu ocağa bağlı olan “Kuşçu Ocağı” da lağvedilince ordu ve haberleşmede güvercin istihdamı uzun süre aksadı.

93 Muharebesi (1877-1878) sırasında haberleşme kopukluklarıyla büyük sıkıntılar çekmemiz, felaketler yaşamamız “posta güvercinciliği” konusuna bir kere daha eğilmemizi gerektirdi. Sefaretlere gönderilen yazılarla, Avrupa ordularında posta güvercini kullanımı hakkında bilgiler toplanmağa çalışıldı.[24]

            Bilhassa Sultan’ın özel ilgisiyle orduda posta güvercini istihdamı son derece önem kazanmıştı. İstanbul çevresinde birçok devlet çiftliğinde güvercin yetiştiriliyordu. Küçük Çekmece Ayazma Çiftliği, Kurbağalı Dere Çiftliği[25], Büyük Kuşluk Çiftliği[26] gibi yerlerde sadece askeri posta güvercinleri yetiştiriliyor ve eğitiliyordu.

            1.Dünya Savaşı sırasında casusluk faaliyetlerine karşı alınan önlemler arasında şüpheli şahısların evlerinde bulunan güvercinlerin itlaf edilmesi ve bu yolla casusluk edenlerin Divan-ı Harp’e verilmesi hakkında Emniyet Umum Müdürlüğü Edirne, Adana, Ankara, İzmir, Bolu, Canik, Çatalca ve diğer yerlere emirler göndermişti.[27]

            Günümüzde, dünyanın her tarafında büyük bir sevgi ile yürütülen “güvercincilik” pek çok güvercin ırkını kapsamaktadır. Bunların içinde “Posta Güvercinciliği” önemli bir yer tutmakta her yıl dünyanın çeşitli merkezlerinde çeşitli ödüllü yarışmalar düzenlenmektedir.

            Posta güvercinlerinin özellikleri arasında: yuvaya bağlılık, sadakat, uzun mesafelerden bile mutlaka dönmeleri, yılmama, unutmama, kararlılık, cesaret ve sevgi ön sıradadır.

            Posta güvercinlerinin gagaları üzerinde bulunan et parçası onların çok yükseklerde de nefes almalarını sağlar. Burun deliklerinin diğer güvercinlere nazaran çok daha geniş olması bu yüzdendir. Normal güvercinlerden daha iri olmaları, göğüslerinin daha dik ve geniş, kuyruk tarafına doğru incelmesi onların uzun mesafelere havada adeta kaymalarını sağlar.[28]

            Posta güvercinlerinin her gün en az iki saat talim için uçurulması gerekmektedir. Posta güvercinleri tek eşlidirler ve eşlerine doğru uçarlar. Salındıklarında, önce salındıkları yer üzerinde tam bir daire çizerek yön tayini yaparlar, sonra gözden kaybolarak tek çizgi üzerinden varacakları yere uçarlar. Eşlerine tam sadakat ile bağlıdırlar. Bunun için eşine doğru uçacağından dolayı sadece erkek salınır. Çiftleşme zamanları dışında erkekler dişilerden ayrı tutulur. Böylece aralarında özlem pekiştirilir. Erkek, binlerce kilometre öteye götürülse bile mutlaka dönüp eşine doğru uçar.

            Ülkemizde posta güvercini yarışmaları şöyledir: Yaşlı ve tecrübeli güvercinler Nisan-Haziran Aylarında yarıştırılmakta, genç posta güvercinlerinin yarışmaları Ağustos-Eylül aylarında olmaktadır. Yarışma mesafe kategorileri; 150 km ile 1000 km arasında değişmektedir. Posta güvercinlerinin hızları bazen saatte 100 km yi aşabilmektedir. Normal olarak 1400 km de rahatlıkla dönebilmektedirler.

      Ülkemizde de sadece posta güvercini yetiştirenler de Balıkesir, İzmir, Manisa, Bursa, Diyarbakır’da ve diğer başka yerlerde “Posta Güvercini Sevenler Derneği” bulunmaktadır ve bu dernekler birbirleriyle sıkı irtibatta olup her zaman aralarında yarışmalar, denemeler yapmakta, alış verişte bulunmaktadırlar.[29]

 

Şimdi de birkaç güvercinli türkü:

      Güvercinim süt beyaz – Yine geldi bahar yaz

      Kurban olam Allah’ım –Seveni sevene yaz. (Aksaray- Ortaköy)

 

      Güvercin uçuverdi   - Kanadın açıverdi

      El oğlu değil mi       - Sevdi de kaçıverdi (Ankara- Safranbolu)

 

      Güvercin vurdum kalkmaz   - Kanı sel olmuş akmaz

            Küçücükten sevdiğim           - Şimdi yüzüme bakmaz (Elazığ – Şanlıurfa)

 

1000km yi 11 saatte aşabilen, “güvercin postaları” tarih içinde haberleşmenin temel unsurlarından birisi olmuştur.

Güvercinlerle haberleşme, bütün dünya ordularında olduğu gibi Türk Ordusu’nda da 1950 lerin ortalarına kadar sürdürüldü. Telsizin gelişmesi, haberleşme tekniklerinin çoğalması “güvercin postaları”nı gereksiz kıldı.

Bu yazımı hazırlarken, hiç ummadığım çoklukta bana bilgi aktararak yardımlarda bulunan sevgili sınıf arkadaşım Semih CANOVA ya ayrıca teşekkür ederim.

 

[1] BOA.İ.E.ADL. dosya:6  gömlek:335  -  29 Şevval 1107 (01.06.1696)

[2] BOA.İ..DH. dosya:517 gömlek: 35233 – 25 Cemaziülevvel 1280 ( 08.11.1863)

[3] BOA.İ.DH. dosya:512  gömlek:34860  - 02 Rebiülevvel 1280 (18.08.1863)

[4] BOA.C.AS. dosya:443 gömlek:18440  -  05 Rebiülevvel 1182 (20.07.1768)

[5] Yavuz İşçen – http://www.kuscular.org/viewtopic.php?f=82&t=5656

[6] Şefik Can – Klasik Yunan Mitolojisi – s:128, 425, 465, 483, 492

[7] Jean-Paul Roux  - Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar  s:241 , 337

[8] Wolfram Eberhard – Çin Simgeleri Sözlüğü   s:134

[9] BOA.MAD.d  gömlek:15366

[10] BOA.Y.PRK.HH. dosya:40  gömlek:30

[11]BOA.Y.PRK.dosya:30  gömlek:6 , BOA.Y.PRK.HH.dosya:39 gömlek:60 , BOA.Y.PRK.HH. dosya:38 göm:60

[12] BOA.İ.E.SM. dosya:15 gömlek:1533 – 05.Safer 1106 (25.09.1694)

[13] BOA.İ.E.SM.dosya:8 gömlek:812 – 22 Muharrem 1090 (05.03.1679)

[14] BOA.MAD.d. gömlek:15366

[15] http://www.anadoluguvercin.com

[16] BOA.Y.PRK.UM.dosya:14 gömlek:27 – 29Cemaziülahir 1306(23.02.1889)(Girit’ten vapurla 22 çift güvercin gönderildi.

[17] BOA.Y.PRK..UM. dosya:5 gömlek:23 – 12 Şaban 1299(28.06.1882)(Konya’dan Dersaadet’e gönderilen güvercinler Yüzbaşı Arif Bey’e teslim edildi.)

[18] BOA.Y.PRK.EŞA.dosya:9 gömlek:22 – 23 Receb 1306 (25.03.1889)

[19] BOA.Y.PRK.SRN dosya:4 gömlek:49 – 04 Zilhicce 1311 (08.06.1894)

[20] BOA.Y.PRK.HH. dosya:13 gömlek:21 – 04 Cemaziülahir 1301 (09.04.1884)

[21] BOA.İ..OM.dosya:11 gömlek:1324 Ra-2  -  20 Rebiülevvel 1320 (26.06.1902)

[22] BOA.Y.PRK.ASK. dosya:48 gömlek:67 – 29 Zilkade 1305 (07.08.1888)

[23] BOA.Y.PRK.TKM.dosya:13 gömlek:21 – 04 Şevval 1301 (31.03.1884)

[24] BOA.Y.MTV.dosya:119 gömlek:47 – 05 Zilkade 1312 (30.04.1895)

[25] BOA.Y.MTV.dosya:310 gömlek:157 – 03 Cemaziülevvel 1326 (02.06.1908)

[26] BOA.Y.PRK.SGE.dosya:11 gömlek:75 – 29 Rebiülevvel 1330 (19.03.1912)

[27] BOA.DH.SFR.dosya:47 gömlek:291 – 14.Muharrem 1333 (03.12.1914)

[28] Sayın Semih CANOVA’ ile yapılan görüşmeden edinilen bilgiler

[29] Polat Bulanık – http://www.kuscular.org/viewtopic.php?f=82&t=1522





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Manken
    Manken
  • Atatürk
    Atatürk
  • Fantastik
    Fantastik
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Bebişler
    Bebişler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Kapı Kapı Dolaşarak Halkımızla Bütünleşeceğiz
    Kapı Kapı Dolaşarak Halkımızla Bütünleşeceğiz
  • semih saygıner show
    resim yok
  • Haber Paketleri Tv Reklamı
    Haber Paketleri Tv Reklamı
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
VİDEO GALERİ
YUKARI